Nasıl bir öğrenci?

Herkes CRM öğrenmek zorunda değil. CRM dersi de, boş zamanlarınızı doldurmak veya sayı tamamlamak için alınacak bir ders değildir.

Bildiğiniz gibi, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde CRM (Müşteri İlişkisi Yönetimi) dersi veriyorum.  MBA düzeyinde ve zorunlu ders değil. Bu durumda, dersi alacak olan öğrencilerin en azından Google‘dan araştırma yapmalarını bekliyor insan.[1] Kimdir, nasıl bir hocadır, notu kıt mıdır…

Derse gelen öğrencilere “Neden CRM dersi almak istediklerini” soruyorum. Çoğunun, değil CRM dersinde ne anlatıyorum .[1] yazısından, ugurozmen.com’dan bile haberi yok.

Friendfeed’de “MBA ne demek?” diye sormuştum.[2] Bazıları için Master of Business Administration (iş idaresi ustası), bazıları için ise “Masrafını Babamdan Alın” veya “Maalesef Ben Anlamıyorum” anlamına geliyor.

Şu master = usta deyimine takmış vaziyetteyim zaten.

Haftada iki üç saat seyretmekle USTA olunmuyor. Halkımız “Seyretmekle usta olunsaydı, kediler kasap olurdu” der.

Yani haftada 2 – 3 saat okula gelindiği için Master unvanı hak edilmez.

2009’da yayınladığım “Nasıl bir öğrenci” yazısının yorumlarından bir cümleyi burada tekrarlayacağım.[3] Bir işe başvurduğunuzda, “Dersler önümüzden tren gibi geçti.” mi demek istersiniz, “Ben şunları biliyorum.” demeyi mi?

Geçen yılların öğrencilerinden ben de birşeyler öğrendim.

Bu nedenle, önümüzdeki dönem içinde dersimi almak isteyen öğrencileri baştan uyarmak istedim.  Bazı (az sayıda da olsa) öğrencilerimden duyduklarım ışığında hazırladığım liste aşağıdadır.

 

 

Sevgili Öğrenciler,

Bunlardan birine bile “Evet, işte bu ben…” diyorsanız, CRM dersini önermiyorum.[4]

Ben anlatmak için değil, öğretmek için okula gidiyorum.  Siz de öğrenmek için oradaysanız, hoş geldiniz,  sefalar getirdiniz.[5]

EKLEME:

Derse gelmeden önce, öğrenmeyi öğrenmek gerek. Çeşitli önyargılar algılama biçimini değiştirebiliyor [6]. Bir veya iki sayfadaki resimlere takılıp [7] kalacaksanız, birşeyler öğrenmek yerine [8] beni düzeltmeye odaklanacaksanız veya dersi öğrenmeye değil de ne kadar bilgili olduğunuzu herkese ispatlamaya çalışacaksanız [9] lütfen başka dersi seçin.

.

Not:

Meslek derslerini, lise dersleri ile karıştırmamak gerekir. “Sadece ders geçmeye gelen” bir kişinin evinizi yapmasını istiyor musunuz? Ya da annenizi ameliyat etmesini? Sonra dönüp, “bunları nasıl mezun ediyorlar?” sorusunu sormayacak mısınız?

Ayrıca, ben zaten okula öğretmeye gidiyorum. “Öğrenmek istiyenler gelsin.” diyorum. Seçmeli ders olunca “sadece ders geçmeye” niteyi olanın benimle işi yok.

Meslek düzeyinde ise, yukarıdaki örneği tekrarlayacağım:

  • Seni kimin ameliyat etmesini istiyorsun?
  • Çalıştığın şirketi kimin yönetmesini istiyorsun?
  • Yanındaki iş arkadaşını kimin işe almasını istiyorsun?
  • Maaş artışını kimin saptamasını istiyorsun?
  • Toplumun kaynaklarını kimin paylaştırmasını istiyorsun?
  • Evini, okulunu, her gün geçtiğin yolları ve köprüleri kimin yapmasını istiyorsun?

Dersini hakkıyla öğrenerek sınıfını geçmiş ve diplomasını almış birinin mi, yoksa zoraki olarak öğrenmiş birilerinin mi?

İlk Yayın Tarihi: Eylül 2009
Eklemeler: Mayıs 2011
Eylül 2012
Mayıs 2014
Aralık 2015
Haziran 2016

 

 

Bitirme Tezi

Bitirme tezini benimle hazırlamak isteyen öğrencilere beklentilerimi bildiriyorum.

  • Dersimi almamış, hiç tanımadığım öğrenciler ile proje yapmak çok da sevdiğim bir uygulama değil. Diğer öğretim üyelerinin iş yükünü hafifletmek için, pazarlama tezi yapmak isteyenleri kabul ettiğim oluyor. Bu koşulda, uzaktan eğitim olsa bile proje öğrencileri ile bire bir görüşmeyi tercih ediyorum. (”Ben bir konuya karar verdim . Tez hocası olarak da sizi seçtim. Haydi başlayalım” tarzı yaklaşımlara soğuk bakıyorum.)
  • Öğrencinin bitirme tezi konusunda kendisine ve çalıştığı kuruma faydalı olabilecek bir çalışma yapmasını şart koşuyorum. Konu seçerken, çalışılan kurum ile birlikte hareket edilmesini, kurumun ihtiyaç duyduğu yönde bir çalışma yapılmasını istiyorum. Bu doğrultuda, kurumdan destek alması ve kurum verilerini kullanması gibi beklentilerim var.
  • Öncelikle 6 aydan daha kısa süre varsa, bitirme tezi almak istemiyorum. (YÖK’ün uygulaması nedeniyle, artık 3 ay için de kabul ettiğim oluyor. Yine de…) Basit öğrenci ödevi gibi bir tez için değil, gerek öğrencinin gerekse benim gurur duyacağım bir çalışma için olumlu bakıyorum. Tezin tamamını son döneme bırakmış öğrencilerin “çok işim vardı, başıma neler geldi, şirket zaten bize izin vermiyor, vb …” masallarını dinlemiyorum, kabul etmiyorum.
  • Tezin konusunda mutabık kalınca öğrencinin de bir ay içinde içerik konusunda birşeyler  [en azından anahatlarını (outline)] hazırlamış olmasını ve bu içeriği nasıl bir bitirme tezine dönüştürebileceğimizi görüşmeye başlamamız gerekiyor.
  • Böylece gerek tezin omurgası, gerekse içeriği belli oluyor. Sonra da belli sıklıkla raporlama istiyorum. Ayrıca da görüşerek tezin gidişatı konusunda yönlendirme yapıyorum.

Benim “olmazsa olmaz”larım bunlar. Hem geçmiş tecrübelerimden ders alarak irdelediğim, hem de “Okulu bitirecektim ama Uğur Özmen tezime geçer not vermedi” öyküsünü duymak istemediğim için bu koşulları istiyorum.

😉

Ekim 2017’de, benimle bitirme tezi hazırlamak isteyen bir MBA katılımcısı şöyle yazdı:

Bunu blogda yayınladım .

Gelen yorumlardan biri şöyleydi:

”

Ben 2011 yılını daha dün gibi hatırlıyorum.
Sizin sınava hazırlanırken web sayfasında gördüğüm yazı projeyi ne yapacağımı göstermiş size “beraber proje yapalım mı?” dediğimde Şule hocam da “sen manyak mısın? Uğur’la proje yapmak çok zor” demişti.
Sonuçta bir o kadar farklı okul deneyimlerimde en iyisi sizinle olmuştu.
Bu arada proje bugünkü değeriyle şirkete milyon tl’ye yakın bir fayda sağlamıştı.

”

Diğer yorumlara da göz atmak faydalı olur.

😉

Çok şey mi istiyorum? Galiba EVET… Bu şartları bildirdikten sonra gönderilen yanıtlara baktığımda, AYNEN DEVAM diyorum. Tezlerini bitirenlerin sonuçlarına baktığımda, iyi yaptığımı düşünüyorum.

Aşağıda bir kısmının listesi var.

Ahmet Naci NARŞAP, “Customet Experience Management – Internet Banking Case in Turkey”, 2008

Canan ULUŞAHİN, “Single customer view screen design in B2B. Enthone Turkey Case”,  2009,

Hilal CURA, “Building a CRM model for making the right offers to the right customers in sports retailing: A Case Study of Intersport Turkey”, 2009.

Işık AYDIN. “Banka çağrı merkezi ekranlarının müşteri odaklı duruma getirilmesi”, 2009 (bir kısmı şurada)

Ahmet Numan CEBECİ, “Customer Lifetime Value Calculation for best path determination”, 2009,

Ercan OĞUL, “Behavioral segmentation in Affluent Banking”, 2010.

Ahmet SUBAŞI, “Business Horizons of Semantic Technologies: Applications in CRM, E-commerce and Social Media”, 2011

Pınar Demir, “Expat Banking”, 2014

Meryem Bektaş, “CRM Sisteminde Müşteri Ekranları – Tekstil Sektöründe Bir Uygulama“, 2015

Orçun Necati Berber, “Endüstriyel Otomasyon Sektöründe En İyi Teklif Modelinin Geliştirilmesi”, 2016

Ayşenur Yücel, “Konutlarda, Üretim ve İşletme Süreçlerinin  Kullanıcı Beklentilerine Yönelik Verilere Uygun Tasarlanması”, 2017

Ozan Hatil, “Otonom ve İnsansız Araçların Sigorta Sektörü İçin Yarattığı Fırsatlar ve Riskler”, 2017

Ali Koray Sandal, “Konut Projelerinin Satış ve Pazarlama Faaliyetlerinin Dijitalleştirilmesi ve Rekabet Avantakı için Veri Kullanımı”, 2017

Müge Yıldırım Çağlargil, “Omnichannel Stratejide Segmente Yönelik İçeriğin Müşteri Yolculuğundaki Önemi”, 2017

Gökçe Özyiğit, “Bankalarda Müşteri Şikayetlerinin Etkin Yönetimi ve Pazarlama Faaliyetlerine Katkısı”, 2018

Zennure Danışman, “Creating Joyful and Eco Consious Customer Experience with an Online Platform and Customized Jeans Application”, 2018

  • Sadece bu kadar değil. Şirketler özelinde geliştirilmiş önerileri içeren bazı tezleri yukarı listeye almadım.

Hepsiyle gurur duyuyorum.

.