Bilinçli tüketici

Ölçüsüz, sınırsız reklam sloganları, şirketlere sorun yaratabiliyor.
Bilinçli tüketici

Makale Özeti

Bilinçli tüketici, her fırsatı sonuna kadar, gerekirse "kötü amaçlı olarak" kullanan kişi midir?

İlgili Bağlantılar

1 - "Her yöne sınırsız" için Yargıtay kararı
2 - Ethical Frugality Week: Lifetime Guarantees

GSM şirketi “Her yöne sınırsız” diye reklam yapmış. Bu sloganı söylerken “10 bin dakikadan fazla konuşulmayacağını” umuyormuş.

Bir müşteri 23 Nisan-22 Mayıs tarihleri aralığında 25 bin 482 dakika (30 gün boyunca günlük ortalama 14 saatten fazla) konuşmuş.

Fatura 7 bin 576 TL gelmiş. Müşteri de “sınırsız tarifesinin 66,70 lira olduğunu” söyleyerek itiraz etmiş. Konu mahkemeye yansımış. Tüketici Mahkemesi müşteri lehine karar vermiş. İş temyize (Yargıtay’a) gitmiş. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, Tüketici Mahkemesi kararını onaylamış.

Kararda “tüketicinin bu kampanyayı kötüye kullandığının anlaşılmasına rağmen davalı şirketin bir kampanya başlattığı, bununla ilgili reklamlar ve ilanlar yaptığı ve taahhüdünü yerine getirmesi gerektiği” bildirilmiş.

Ayrıntıları gazeteden [1] okuyabilirsiniz.

Facebook’da bununla ilgili bir tartışmayı okudum. “Sınırsız” denildiği için “30 gün boyunca her gün 14 saatten fazla konuşmanın da ahlak dışı” olduğunu yazan kişiye bilinçsiz tüketici diyenler oldu. Oysa, tüketicinin “kötüye kullandığı” – ki bunun ahlaki deyimi çok açık – mahkeme tarafından da belirtilmiş.

Yurtdışında bir blogda “ömür boyu garanti” deyimi üzerine “satın alanın ömrü mü, ürünün doğal kullanım ömrü mü?” tartışması olmuştu. Kısmen yayınlamıştım [2].

Tartışmak istediğim, “bilinçli tüketici” ile “fırsatçı” veya “ahlak dışı” olanı ayıran nedir? Kendi görüşümü de yazayım. Bence bilinçli tüketici, fırsatları kötüye kullanmadan değerlendiren, hizmet / ürün aldığı şirketten memnun ise o şirketten ileride de hizmet almak için anlamlı oranda kâr etmesine de katkıda bulunan kişidir.

İyi hizmet/ürün alınan şirketlerin bir reklam söylemi nedeniyle ortadan kalkması veya aşırı zarar görüp bazı hizmetlerini durdurması, bilinçli tüketicinin  işine yaramaz. İşine yaramayanı yapan kişiye de bilinçli denemez.

Yorumlar

  • Televizyon reklamlarında bangır bangır “sınırsız” olduğu iddiasıyla sunulan ancak ekranın alt kısmında karınca duası boyutuyla ve ışık hızıyla ilerleyen “kampanya on bin dakika ile sınırlıdır” ibaresinin tüketiciler tarafından görülmemesi çok anormal gelmiyor bana. Okumayı pek fazla seven bir toplum olmadığımız gerçeğini ise hiç saymıyorum bile. 🙂 (hayatlarını ipotek altına alabilecek banka kredilerinin sayfalarca uzun sözleşmelerine çoğu kişinin hiç okumadan imza attığı bir toplumdan bahsediyorum)

    Yani on bin dakika ibaresinin insanlara telaffuz edilmesinin, sınırsız kelimesiyle yapılacak reklamlara yapılan geri dönüşleri çok fazla değiştirmeyeceğini zannediyorum. Sonuçta çok fazla telefon kullanan insanlara bile yetecek kadar uzun bir süre on bin dakika.

    Uzun lafın kısası ben markaların her koşulda daha açıklayıcı tutum sergilemeleri gerektiği düşüncesindeyim ve iyi planlanıp, hiçbir boşluk bırakılmadan oluşturulacak kampanyaların “bilinçli”, “fırsatçı” ve “ahlaksız” müşterileri birbirlerinden otomatik olarak ayrıştıracağına inanıyorum.

  • Işıl,

    Uzun yorumun için teşekkür ederim. Görüşüne katılıyorum. Gerek söylemin, gerekse iletişimin diğer etmenlerinin ayrıştırıcı olması gerekirdi.

    Bu yazıda önemli olan bankanın (veya reklamverenin) nasıl ayırdığı değil, bizce nasıl ayrılması gerektiği. Facebook’da “ahlak” konusuna değinen arkadaşa “bilinçsiz” tüketici diyecek miyiz? Tüketiciye sunduğu katma değeri yüksek olan firmaları sonuna kadar sömürecek miyiz? O giderse, nasılsa başkası gelir diyecek miyiz?

    Biz nasıl ayrıştıracağız?

  • Evet asıl sorulan soruya yanıt vermemişim 🙂

    Bana kalırsa tüketici olarak kendisine sunulan her imkanı ihtiyacı olmadığı halde yalnızca “parasını verdim ne istersem, nasıl istersem kullanırım” diyerek sonuna dek kullanan müşteriler “art niyetli” olarak nitelendirilebilir. Normal bir insan elbette “on bin dakikam var nasıl olsa” telefonu kapatmasam da olur demez 🙂

    “Ahlak” konusunda yorum yapan kişinin bilinçsiz olduğu konusuna ben de katılmıyorum ama, herhangi bir firmanın kendine sunduğu imkanları ihtiyacı olduğu çerçevede kullanan kişinin “ahlak dışı” davrandığını dile getirmenin de çok ahlaklı olduğunu düşünmüyorum. Bence bilinçli müşteri kendisine sunulan imkanları kendi için en makul çerçevede kullanan ve aldığı hizmetten memnun kaldığı sürece markaya karşı sadakatini sürdürmeye devam eden kişi olarak tanımlanabilir.

    Sonuçta her müşteri kendisi için maksimum faydayı sağlamak ister ve müşterinin maksimum faydayı sağlayacağı konu günde 300 dakika konuşmasını gerektiren durumda on bin dakikalık bir paketse bu müşteri de fırsatçı ya da ahlaksız olarak nitelendirilmemelidir. Bu her şey dahil tatile gidip açık büfede nasıl olsa parasını verdim diyerek yiyemeyeceği kadar yemeği israf eden müşteriler için kullanılabilir bir sıfat olabilir belki.

    Sonuçta şirketler de bu tür kampanyaları kullanıma sunarlarken en kötü senaryoyu da hesaba katarak hareket ediyorlardı diye düşünüyorum. Yani fırsattan yaralanan herkesin on bin dakikayı son saniyesine dek kullanmaları ihtimalini 🙂 Tabi bu konular benim uzmanlık alanım da değil. Sadece tüketici olarak kendi kişisel görüşlerimi paylaşıyorum 🙂