Marka deneyimdir

İddianız, vizyonunuz, söyleminiz yetmez. Markanız bizim deneyimimizdir
Marka deneyimdir

Makale Özeti

Marka olmak için reklam yapmak, kendinizin inanmadığı ve uygulamadığı vizyon cümleleri yazmak, meşhur futbol takımına sponsor olmak, yarışmalarda ödüller almak yetmez. Müşteriye hatırlanabilir deneyim yaşatmanız gerekir.

İlgili Bağlantılar

1 - Değişen ürün tanımı
2 - Misyon, vizyon, değerler ve duvar süsleri
3 - Turkcell'in kötü niyeti
4 - Vizyon, misyon, duvar süsü
5 - Dinlemek – Anlamak
6 - GENNARATION

Orijinalini aylarca giydiğimde bile bozulmazken üzerine istediğin markayı çaktığın tişörtler, daha ilk yıkamadan sonra aslından fersah fersah uzaklaşıp küçülüyorsa, yan dikiş çizgileri öne arkaya dönüyorsa…

Türkiye’de, hiçbir yerde aynı rahatlıkta tek bir tane bulamayıp, yerli tekstilcinin ülkemde ürettiğini iddia ettiği iç çamaşırını yabancı markadan satın alıyorsam…

Senden aldığım tenekeyi açıp, içinden kahvaltıya 3 – 5 tane zeytin almak için çekiç, keski ve pense ile ciddi bir faaliyete giriyorsam; sen bu sırada, “Zeytinim ve zeytinyağım dünyanın en iyisi; ama herkes gidip gavurdan alıyor.” diye şikayet ediyorsan [1]

Gelen izleyici sayısının şehir nüfusuna ulaştığı elin adamının şehrinde, olimpiyatlar veya final maçları olduğunda hayat aksamıyor ve hiç sıkıntı çekilmiyorken, burada yapılan ve çok daha az sayıda katılım olan bir uluslararası etkinlik yüzünden yollarda saatlerimiz kayboluyor, değiştirilen trafik akışıyla gideceğimiz yere bir türlü ulaşamıyorsak…

Dünyanın dört bir tarafındaki spor kulüplerine ve etkinliklerine sponsor olduğun için markalaştırmak istediğin adını, her karşılaşma izlediğimde görüyorsam ve sen 16 haneli kredi kartı numarasına bile işlem yapamayıp [2] suçu da kendi sisteminde değil, bende arıyorsan…

Markalaştırmak istediğin adını bir şeyleri çeşitli yer ve rakamlarla “Şurada çeker, şu kadar çeker.” kavramıyla eşleştirirken, bana sunduğun tek bir öneri bile anlamlı değilse ve ihtiyacım olmayan paketleri satmak için bin türlü numara çevirip [3] sonra “Ama sen kabul ettin.” diye haklı çıkmaya çalışıyorsan…

Misyon ve vizyon cümlelerinde müşteri kelimesini bolca kullanırken, senin dükkanına gelerek işini tamamlayıp gitmek isteyene düzgün hizmet veremiyorsan [4] ve bahane olarak sistemin böyle çalıştığını söylüyorsan…

Çağrı merkezinde anlayışsız ve insan görünümünde robot beyinliler çalıştırarak, müşteriye çözüm üretmek yerine türlü laf kalabalıklarıyla telefonu kapattırmayı [5] hedeflerine koymuşsan…

Reklama milyonlarca dolar harcayıp televizyona her baktığımda markalaştırmak istediğin adını görmemi sağlarken, nakit karşılığından fazlasını bloke ettiğim zaman bile 12.500 liralık teminat mektubunu iki buçuk günde veremiyorsan…

Dünyanın bir yerlerinde internet şubesinin görselleri ile ödül aldığını ödemeli medyada yayınlarken, vadeli hesaplarımdaki paralarımın vade sonu tarihini ve o tarihte kaç lira olacağını bile aynı ekranda gösteremiyorsan…

Markalaştırmak istediğin adının altında komutan paşalardan çok yıldızın varken, uzun yolculuktan sonra saatlerce hazırlayamadığın odama dinlenmeye çıkamadığım sürede “Beklerken kahveniz bizden.” diyemiyorsan; girerken saatlerce beni perişan ettiğin halde çıkış günü 15 dakika geciktiğim için odama girişi engelleyip “İsteyerek yapmıyoruz, sistem böyle çalışıyor.” bahanesine sığınıyorsan…

Neden ötekinin peşinde koşuyorsun, neden beni beğenmiyorsun diye sorma. Elbisesiyle, zeytiniyle, yağıyla, şehriyle, havayoluyla, telekomcusuyla, bankasıyla, oteliyle…

MARKA deneyimdir.

 

İlk olarak 4 Haziran 2012’de Gennaration’da [6] yayınlandı.

Yorumlar